25 07 2011

Terörü Sonlandırmak Siyasi İktidarın Görevidir

Terörü Sonlandırmak Siyasi İktidarın Görevidir.

                                          Hükümeti Göreve Çağırıyoruz.

 

13 askerimizi şehit verdiğimiz PKK’nın Silvan saldırısı ile Kürt hareketinin sözde meclisi Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) özerklik ilanının aynı güne denk gelmesi tesadüf değildir. Türkiye’de bir iç savaş başlatılarak uluslar arası güçlerin olaya müdahil edilmesi ve bu yolla bağımsız bir Kürt devletinin kurulması amaçlanmaktadır. Kürt vatandaşlarımızın çoğunluğunun kanlı terör örgütünün arkasında olmadıkları da bilinmektedir.

 

BDT, olaydan sonra sorumluluğu terör örgütünden uzaklaştırmak için meclis araştırması istemiştir. Yine gazetelere yansıyan haberlere göre saldırı ile ilgili olarak Başbakanlığa sunulan raporda ( sunan taraf belli değil ) olayda askeri yönetim kademesinin ihmali gündeme getirilebilmekte, TSK’ da kendini savunmak zorunda bırakılmaktadır.  Sonunda ordu olayın suçlusu ilan edilirse şaşırmamak gerekir. Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi ordusuna bu kadar düşman bir başka yönetim bulmak mümkün değildir.

 

Olayın aslı şudur; artık basına da yansıdığı için gizliliği kalmayan İmralı- İktidar ilişkilerinden anlaşıldığına göre; aldığı vaatler karşılığı seçim sürecinde sessiz kalıp iktidara %50 oy kazandıran terör örgütü şimdi o vaatlerin yerine getirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. İstediklerini alamadığı sürece Türkiye genelinde şiddet yaygınlaştırılacaktır.

 

Milletin birliğine, ülkenin bütünlüğüne, devletin tekliğine karşı girişilen bu tür silahlı saldırıların Kandil’e inilmeden sonlandırılamayacağı da bellidir. İran’ın başarmasını beklemek Türkiye için siyasi başarısızlıktır.

 

Özetle sorumluluk siyasi iradede, yani hükümettedir. CHP ve MHP milli güvenliğin sağlanması noktasında terörle mücadele için hükümete destek vereceklerini açıklamışlardır. Hükümet acilen bu siyasi iradeyi göstermeli, TSK’yı Kandil için görevlendirmeli, terörü kaynağında yok etmelidir. Nitekim Türkiye hükümetleri daha önce bu yolu denemiş 1984’de başlayan PKK terörü 90’lı yılların başlarında sonlandırılmış iken 2002’den itibaren bu iktidar sürecinde yükselişe geçmiştir. Öyleyse şimdi terörü sonlandırmak ta bu hükümetin görevidir.  Ancak bundan sonra iktidar ve muhalefet ve tabi  milletin desteği ile hep birlikte demokrasi ilkeleri ve insan haklarına saygı çerçevesinde bir çözüm üretilebilir.

 

Türk halkı ülkesinde barış ve kardeşlik içerisinde yaşamak istiyor. Bunu sağlamak siyasi iktidarın görevidir.

 

 

                                                                                                     Tansel ÇÖLAŞAN

                                                                                Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı

KAMUOYUNA DUYURU- 15.07.2011

                                          TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’Nİ,

 

                                          TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ’Nİ,

 

                                               TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’Nİ

 

 

Yurdumuzu ve ulusumuzu savunma görevini yapmaya ÇAĞIRIYORUZ !...

Uyanın artık.

 

Ulusumuz, yurdumuz ve cumhuriyetimiz saldırı altındadır.

 

Sınırlarımız dışındaki bilinen güçlerin, her türden işbirlikçilerini kullanarak içlerine sindiremedikleri, insanlığın ve uluslar tarihinin ulusal kurtuluş ve bağımsızlık öncüsü, özgürlük simgesi Türkiye Cumhuriyetine yönelik saldırıları, artık yeni bir boyuta gelmiştir.

 

Dün Diyarbakır Silvan kırsalında 13 askerimiz PKK eşkıyaları tarafından tuzağa düşürülerek şehit edildi.

 

Cumhuriyetimizin ilk 10 yılında da (bir kısmı batı Anadolu’da) 20’ye yakın isyan çıkmış, ancak bu isyanlar Cumhuriyet hükümetlerinin kararlı ve öngörülü tutumları ile kısa sürelerde bastırılmıştır. Uzunca bir aradan sonra, 1973’de kurulan PKK (Kürdistan İşçi Partisi) ve 1980 sonrasında başlatılan silahlı isyan hareketleriyle 30 yıldır ülkenin gündemine oturmuştur. Konuya ilişkin ulusumuza ( resmi kanallardan da) yalanlar söylenmiştir… En büyük yalan  bunun bir terör hareketi olduğudur. Oysa bu hareket terör değil, terör faktörlerini de kullanan düpedüz silahlı bir kalkışma eylemi, ayrılıkçı isyan hareketidir. Artık gerçeğin adını koyalım. Türk Silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin yürüttüğü mücadele düşük yoğunluklu asimetrik savaştan başka bir şey değildir. 30 binden çok insanımızı yitirdiğimiz, 200 milyar dolardan çok maddi kayıplara uğradığımız olayın iki nedeni; petrol ve sınırı aşan sular, yani Fırat ve Dicle’dir.

 

ABD ve AB ile onların yardakçıları durumundaki İsrail gibi ülkeler üstünlük sağlamak için “Divide et impera!” yani böl ve yönet kuralını uygularlar. Bunun için özellikle Ortadoğu’da kronik sosyal sorunlar daha da kızıştırılarak devam ettirilir, etnisiteler arasında yapay gerilimler oluşturulur… Bir yandan silah satışı yapılıp, diğer yandan üzerinde operasyon yapılan ülkelerin kalkınması, ekonomik pazarlarda rakip olmaları engellenerek deyim yerinde ise bir taşla iki kuş vurulur.

 

Ülkemiz coğrafyası üzerinde sonsuz emelleri olan Grek – Ermeni diasporasının işbirlikçileri, PKK’yı destekleyip kan kaybetmemizi ve çöküşümüzü hızlandırmak çabası içindedirler. Bir yandan güvenlik güçlerimiz zaafa uğratılırken, diğer yandan “demokrasi, özgürlük” teraneleriyle laik cumhuriyetin siyasal alt yapısı çökertilmekte, adeta “tavşana kaç tazıya tut” oyunu oynanmakta, sırası geldiğinde demokrasi hokkabazlıkları sergilenmektedir.

 

Açıklanan nedenlerle bu olup bitenler, artık “bir gurup terörist saldırısı” olarak görülemez.

 

Teröristler ve her türden uzantılarıyla, sözde “demokratikleşme” bahaneleri altında sürdürülen açık ya da gizli görüşmeler, ülkemizi ve ulusumuzu bölünme aşamasına getirmiştir.

 

Bugün gelinen aşamanın adını açıkça koymak ve Türk Ulusuna duyurmak yurttaşlık görevidir.

 

Biz biliyor ve tüm ulusumuza duyuruyoruz ki, saldırganların kimliği ve gerekçeleri ne olursa olsun, saldırının asıl sahibi onları var eden ve kullanan bilinen güçler ve işbirlikçileridir.

 

Bugün, Anayasa’da tanımlanan “Yurt bütünlüğüne ve Ulus birliğine, Cumhuriyetin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” niteliklerine eylemsel ve açık bir başkaldırı yaşanmaktadır.

 

Bu koşullar, kendiliğinden ve beklemeksizin, Anayasal ve yasal tüm önlemleri almakla sorumlu olan devlet kurum ve kuruluşlarının derhal harekete geçmesini gerektirmektedir.

 

Ancak Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, bu oyunların farkında olan Kürt yurttaşlarımızın barış içerisinde kardeşçe birlikte yaşamak istediklerinin bilinci ile, bu gelişmeler karşında varlığımızın ve sorumluluğumuzun duyarlılığıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel organları olan ve Ulus adına sorumluluk taşıyan iktidarıyla muhalefetiyle TBMM’ni, TC Hükümeti’ni ve Türk Silahlı Kuvvetlerini göreve çağırıyoruz.

 

Oluşan yeni duruma yurtseverlerin göz yummasını beklemek, ihanet ortağı aramak sayılmalıdır. Cumhuriyetimizin olanaklarıyla, Cumhuriyetimizin yıkılışına seyirci kalamayız.

 

Şehitlerimize Tanrı’dan rahmet, acılı ailelerine ve tüm Türk Milletine başsağlığı, Gazilerimize de iyilikler dileyerek, Ulusumuza saygı ile duyururuz.

 

                                                                                            Atatürkçü Düşünce Derneği

                                                                                                    Genel Merkezi

DUYURU

 ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ŞUBE BAŞKANLIKLARINA

 

Daha önce iki kez düzenlediğimiz Köyceğiz Eğitim ve Dostluk Kampı’nın üçüncüsü bu yıl 23- 29 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecektir.

 

Gençlik kampına ilişkin başvuru koşulları, kurallar ve kampa ilişkin tüm ayrıntılar Derneğimizin internet sitesinde (www.add.org.tr)  yayınlanmaktadır.

 

Şubelerimizin; katılımcıların ad, soyad, yaş ve telefonlarının yer aldığı başvuru listelerini en geç 22 Temmuz 2011 tarihine kadar göndermeleri gerekmektedir.

 

Kontenjan sınırlı olduğundan erken başvuru önemlidir.

 

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

 

                                                                                                 Nazmi ŞARVAN

                                                                                                  Genel Sekreter

 

 

 

İletişim:

ADD Genel Merkez: 312 - 232 43 52

ADD Muğla Şube: 252 - 212 75 13

Öner TANIK - Sorumlu GYK Üyesi: onertanik@gmail.com Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

DUYURU 02.07.2011

ADD Genel Merkez  Gençlik Kolları, gençlerimizin yaz aylarını değerlendirebilmeleri için gerçekleştirdiği Gençlik Kamplarını sayılarını arttırarak uygulamaya devam ediyor.

 

Eğitici, eğlendirici ve kültürel kazanımlarla dolu Kamp etkinliklerine katılarak vereceğiniz katkıların etkinlikleri zenginleştireceğini düşünüyoruz.

 

Doğanın içinde, doğayla baş başa bilgi ve düşünce paylaşımı ortamı, turnuvalar, söyleşiler, ezgi dinletileri, şiir okumaları ve akran gençlerle  yeni arkadaşlıklar kurma, şansı gençlerimizi bekliyor.

 

Gençlik Kampları ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle bir yandan tatil yaparken, bir yandan da toplumsal görev bilincimizi yükseltmeyi, gençlerin paylaşım, dayanışma, ortak çalışma yapabilme becerilerini geliştirmeyi, kendini tanıyan, araştırmacı, çevreye ve ülke  sorunlarına duyarlı Atatürkçü bir gençlik oluşumuna katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. 

 

Kamplara katılım için şimdiden hazırlıklara başlanması önemlidir.

 

                                                                                        Atatürkçü Düşünce Derneği

                                                                                                 Genel Merkezi

 

Bu yıl gerçekleştirilecek kamplar:

 

 

Köyceğiz - Eğitim ve Dostluk Kampı*

 

1.Dönem

 

23 Temmuz 

29 Temmuz

 

 

 

2.Dönem    

 

31 Temmuz 

6 Ağustos

 

Burdur-Salda Gölü Kampı *              

 

(Dönemler daha sonra duyurulacak)

 

Temmuz - Ağustos

 

 

Kayseri–Gömürgen kampı**

 

 

Tek Dönem

Ağustos

 

Ankara-Ahmet Taner Kışlalı Kampı*       

 

Tek Dönem

 

14 Ağustos 

21 Ağustos

 

 

Afyonkarahisar-KocatepeGençlik Kampı* 

 

Tek Dönem

 

23 Ağustos -

26 Ağustos

 

 

            

*     Yapılması kesinleşen kamplar

**   Talep olması halinde yapılacak kamplar

Not: Kamplara ilişkin ayrıntılı bilgileri içeren kamp programları daha sonra duyurulacaktır.

           

KAMUOYUNA

13 Temmuz 2011 Çarşamba günü Sözcü Gazetesinde çıkan haber.

 

YORUMSUZ

TAHA AKYOL BU GERÇEĞİ ARIYOR MU

Odatv.com / 03.07.2011 13:22

Önce bazı yandaş gazeteler, gazeteciler yazdı. Kervana Milliyet’ten Taha Akyol da katıldı.

Konu: Alparslan Arslan Danıştay Cinayeti sırasında “Allah’ın askeriyiz… Allahu ekber” demiş miydi, dememiş miydi?

Efendim, dememişmiş, Tansel Çölaşan bunu uydurmuş!

Çölaşan bu iddiayı ortaya atanları mahkemeye verdi, kazandı.

Çünkü Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Alparslan Arslan’ın bu sözü söylediğini tespit etmişti.

Bizim konumuz bu değil…

Taha Akyol, gerek Ankara’daki suikast davasını ve gerekse İstanbul Silivri’deki davaları takip etti mi?

Peki, duruşma tutanaklarını okudu mu?

Hadi bundan da geçelim; Alparslan Arslan’ın emniyet, savcılık ifadelerine, duruşmadaki sözlerine göz attı mı?

Devamını oku...
KAMUOYUNA

Emin ÇÖLAŞAN'ın 01 Temmuz 2011 Cuma günü Sözcü Gazetesinde çıkan yazısıdır.

 

 

Bir Utanmazlığın Perde Arkası

 

Sevgili okuyucularım, bugün size AKP medyasından iğrenç bir örnek daha vereceğim. Belki haklı olarak diyeceksiniz ki“Biz bunların utanmazlığına, sahtekarlığına, yalancılığına her gün tanık oluyoruz, sen hangi örneği vereceksin?!..”

Şimdi biraz geçmişe dönüyorum. ŞeriatçıVakit gazetesi meşhur türban kararını veren Danıştay 2. Daire Başkan ve üyelerininresimlerini tek tek birinci sayfasında verip onları hedef gösterdi. Bu yayından etkilenen Alparslan Aslan isimli katil bir süre sonra, Mayıs 2006′da Danıştay’ı bastı, türban kararını veren başkan ve üyelerin odasına girip tabancasıyla ateş etmeye başladı. O sırada heyet toplantı halinde.

Sonuç felaket:Bir üye ölüyor, başkan ve dört üye yaralanıyor.

Devamını oku...
KAMUOYUNA-25.06.2011

Atatürkçü Düşünce Derneğinin 25.06.2011 Cumartesi (bugün) Sözcü Gazetesinde çıkan ilanıdır.

 

KAMUOYUNA- 26.03.2011

Bir süredir kendilerini Atatürkçü Düşünce Derneği’nin üyesi ya da görevlisi olarak tanıtan ve ADD adını kullanan bazı kişilerin, çeşitli yayın ya da benzeri ürünleri, evlere ya da işyerlerine gelerek satmaya ya da bağış karşılığı dağıtmaya çalıştıkları bilgisi Genel Merkezimize ulaşmıştır.

 

           Ne Genel Merkezimizin, ne de şubelerimizin, bu tür çalışmalar için satış, dağıtım ya da bağış görevlileri bulunmamaktadır. Bu nedenle ADD adı kullanılarak ev veya işyerlerine doğrudan satış için gelenlere herhangi bir alım ya da bağış yapmamaları için tüm yurttaşlarımızı uyarmayı görev sayıyoruz.

 

                                                                               Atatürkçü Düşünce Derneği

                                                                                       Genel Merkezi 
YÖNETMELİKLER HAKKINDA DUYURU

11.03.2011 tarihli Genel Yönetim Kurulu toplantısında;

1. Gençlik Kolu Yönetmeliği

2. Yardım Toplama Yönetmeliği

3. Yayın Kurulu Yönetmeliği

kabul edilmiş, yürürlüğe girmiştir.

 

 

                                                                                              Atatürkçü Düşünce Derneği

                                                                                                       Genel Merkezi

BİLGİLENDİRME

Denetim Bilgilendirme-I

18.11.2009/2009-01

 

ŞUBE BAŞKANLIKLARINA

 

13-14-15 Kasım tarihleri arasında Antalya/Kemer’de gerçekleştirilmiş olan “Eğitim Çalıştayı”nda bazı şubelerimiz “Mülki İdare Amirleri tarafından denetime tabi tutulduklarını, bu denetimlerde ise Mülki İdare Amirlerinin derneklerimizi denetlemek için ‘Müftüleri’ görevlendirdiği bildirilmiş, bu uygulamalarında yasaya uygunluğu” tarafımıza sorulmuştur.

Bilindiği üzere 5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 19. maddesi gereğince “Gerekli görülen hallerde, derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaçlar doğrultusunda faaliyet gösterip göstermedikleri, defterlerini ve kayıtlarını mevzuata uygun olarak tutup tutmadıkları İçişleri Bakanı veya mülkî idare amiri tarafından denetletilebilir. Bu denetimlerde kolluk kuvveti mensupları görevlendirilemez. İçişleri Bakanlığı ve mülkî idare amirlerinin yapacağı denetimler mesai saatleri içerisinde yapılır. Bu denetimler en az yirmidört saat önce derneklere bildirilir.”
Devamını oku...
Duyuru: ADD Devrimlerin Güvencesidir

Atatürkçü Düşünce Derneği Türkiye’de Bağımsızlığın, Demokrasinin, Ulusal Bütünlüğün, Atatürk Devrimlerinin GÜVENCESİDİR…

 

Hiç Kimse ADD’yi Demokrasi düşmanları ve çetelerle ilişkilendirmeye çalışamaz.

 

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Yönetim Kurulu 12 Ocak Pazartesi Günü İstanbul’da Olağanüstü toplanmış, ülkemizde son gelişen olayları değerlendirmiş ve aşağıdaki konuların duyurulmasına karar vermiştir.

Ülkemizde bu gün büyük bir ekonomik kriz yaşanmaktadır. Bu nedenle iş yerleri kapanmakta, fabrikalarda üretim durmakta ve yoğun olarak işçi çıkarılmaktadır. Bu açıdan ulusumuzda büyük bir rahatsızlık ve kaygı mevcuttur. Bu konuda hükümetimiz acilen tedbir almalı ve çözüm üretmelidir. Türk ulusunun içinde bulunduğu ekonomik çöküş ve ulusal sermayemizin yok oluşu dışarıdan getirilecek reçete ve tavsiyelerle değil, yakın tarihimizde örneği mevcut olduğu gibi, yine Türk ulusuyla birlikte karma ekonomik  yöntemlerle çözülebilir.

Devamını oku...
Genel Başkanımız Balıkesir'deydi...
 

Sayın Genel Başkanımız M. Şener ERUYGUR’un 30.05.2007 tarihinde ADD Balıkesir Şubesi'nde Kültür ve Kütüphane hizmet binasının açılışında yaptığı konuşma.

Genel Başkanımızın Kuşadasındaki konuşmasından bir bölüm



Bu video Sayın Eruygur'un 2008 yılı başında Kuşadası Korumar Otel'de yapılan, Ege Bölgesi Koordinasyon Toplantısında yaptığı konuşmadan bir bölümdür. Bu bölümde Eruygur ADD'nin ülkeye karşı nasıl sorumluluk duygusu içinde hareket etmek zorunda olduğunu ifade ediyor. Böyle bir konuşma yapan insandan çete üyeliğini nasıl beklerler?

Seher - Şeref Ünal
Çiğli ADD Şb. Bşk. ve üyesi

6
0
0
Yorum Yaz