12 05 2011

SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN

SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN

Ali ŞAHİN
____________________________________________________________

"Gölgesi --Suat Derviş'e--

Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını;/ Bir kere eğemedim bu kadının başını./ Kaç kere sürükledi gururumu ölüme/ Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme./ Cevapları o kadar heyecansız ki onun/ Kaç kere iman ettim, hiçliğine ruhunun/ Kaç kere hissettim ki, yine bu gece gibi,/ Güzelliğin önünde dolup, çarpmadı kalbi./ Ne mehtabın aksine yelken açan bir sandal,/ Ne de ayaklarında kırılan ince bir dal/ Onun taştan kalbini sevdaya koşturmuyor./ Bir çiçeğin önünde bir dakika durmuyor...// Dönüyoruz yine biz bir uzun gezintiden/ Gönlümün elemini döküyorken ona ben./ O bana kendisini gülerek, naklediyor/ Bilseniz mavi boncuk nasıl yaraştı diyor./ Ya bu kadın delidir, yahut ben çıldırmışım/ Ben ki, bir çok kereler kırılmışım, kırmışım/ Ömrümde duymamıştım böyle derin bir acı;/ Birden onun yüzüne haykırmak ihtiyacı/ Alev, alev tutuştu yangın gibi,/ Bir dakika kendimin olamadım sahibi/ Hiç olmazsa hıncımı böyle alırım dedim,/ Yola mağrur uzanan gölgesini çiğnedim." (Nazım Hikmet)

A. YAŞAMI VE SANATI:
____________________________________________________________________

Romancı (İstanbul 1905- İstanbul 23.07. 1972). Asıl adı Saadet Baraner olan Suat Derviş, Tıp profesörü Dr. İsmail Derviş'in kızı, Reşat Fuat Baraner'in eşidir. Yalnız yazdıkları ile değil, yaşamıyla da ilgi çekici bir yazar olan Suat Derviş özel öğrenim gördü. Osmanlı aristokrasisine mensup bir ailenin kızı olarak, yabancı mürebbiyelerden ana dili gibi Fransızca öğrenmiş, Türkçe'sini geliştirmek için özel hocalardan ders almıştı. Bir ara İstanbul Darülfünununa girmek istedi, sınavı kazandı fakat vazgeçerek Berlin'e gitti. 1930 yılında gittiği Almanya'da Berlin Konservatuarı ve Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Edebiyat yaşamına şiirle girdi, -edebiyata Hezeyan adlı mensur şiiri ile girdiğinde, on üç yaşında; ilk romanı "Kara Kitap" basıldığında 16 yaşındaydı. "İlk yazısı henüz 13-14 yaşındayken yayımlanmış, kendisinden habersiz. Komşu oğlu Nâzım Hikmet onun bir düzyazı- şiirini dönemin önemli bir gazetesine vermiştir. Suat Derviş, uzun süre Nâzım Hikmet'le konuşmaz../ Ölmekte olan bir genç kızı, Şadan'ı anlattığı romandan çok uzun öykü diyebileceğimiz Kara Kitap, konusuyla da anlatımıyla da ilgi çekmiş, esin kaynağının Batı edebiyatından bir roman olup olmadığı tartışılmıştı." (Sennur Sezer) - gerçekçi ve toplumsal edebiyatın gelişip yerleşmesine öncülük eden yazarlardan biri olarak ünlendi. 1925'te ilk hikayeleri Almanca'ya çevrildi. İkdam gazetesinde kadın sayfası düzenleyen (1926) ilk yazar oldu. Berlin'de Alman gazetelerinde fıkra, makale ve öyküler yazdı. 1930-32 yılları arasında Berlin'de Ullstein kuruluşunda çalıştı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazdı. "Sultanın Karıları" adlı romanı sözü geçen kuruluşun bir gazetesinde tefrika edildi. 1932'de ayağını kaybederek yurda döndü. İstanbul'a dönüşünden sonra romancı olarak ünlendi. Bu sıralarda yazarlık kariyerini, İstanbul'da yayınlanan romanları ile sürdürmektedir. Almanya'dan 1932 yılında yurda döndükten sonra gazeteciliği seçti 1933'te İstanbul'da gazeteciliğe başladı; "Son Posta", "Vatan", "Cumhuriyet", "Gece Postası", "Tan", "Haber" ve "Son Telgraf" gibi gazetelerde fıkra, hikaye, röportaj ve tefrika romanları yayımlandı. (daha sonra bu röportajlar için şunları söyleyecektir: "Gazetecilikte yaptığım röportajlar beni hayatın gerçekleriyle karşı karşıya getirdi. Ben gazeteci olduktan sonra gerçekçi eserlerimi yazmaya başladım. Ve asıl sevdiğim romanlarım bu tarihten sonra yazdıklarımdır.")

05 Ekim 1940'da eşi Reşat Fuat Baraner'le birlikte, toplumcu gerçekçi akımın ilk organlarından biri sayılan sanat- edebiyat ve fikir gazetesi "Yeni Edebiyat" dergisini çıkarmıştı.(15 günlük, 26 sayı çıkabildi.) Bu gazetede küçük öykülerinin yanı sıra toplumcu görüşle sanat fıkraları ve roman eleştirileri yazdı. Yeni Edebiyat 15 Kasım 1941 de kapatıldı. Suat Derviş güç şartlar altında gazeteciliğe devam etti. Buradaki yazıları ve eleştirileriyle toplumcu edebiyatın gelişmesine katkıda bulunmakla kalmadı, romanlarıyla da gerçekçi edebiyatın öncülerinden oldu. Popülist edebiyata toplumcu gerçekçi bir öz kazandırdı. Bu sosyalist dergi, dönemin bir çok genç yazar ve şairinin ilk eserlerinin basıldığı yer olarak göze çarpıyor; Orhan Kemal, A.İlhan, A.Kadir, Mehmet Seyda... ilk akla gelen isimler. Toplumcu görüşler doğrultusunda yazdığı fıkra ve eleştiri yazıları bu dergi haricinde "Yeni Adam", "Ses", "Servetifünun- Uyanış" dergilerinde de yayımlandı.

1946'da kurulan Basın Sendikası'nın kurucusu ve başkanı olan Suat Derviş, yazıları nedeni ile hapse girdi, makaleleri sansüre uğradı ve Reşat Fuat Baraner'in TKP davası nedeniyle tutuklanması -kendisinin de TKP davasında yargılanması, dışlanması, sürgünü, takma adlarla (Emine Hatip, Saadet Hatip, Süveyda H., Suzet Doli...) yazması, radyo ve tiyatro oyunlarını, dev masallarını kimliğini açıklamadığı arkadaş yazarlara bütün haklarıyla satması, son eşinin siyasal kimliği kadar, kendi eylemlerinden de kaynaklanmıştı: Sosyalist gerçekçi edebiyatı destekleyen Yeni Edebiyat dergisini yayımlaması, 'Niçin Sovyetler Birliği'nin Dostuyum' adlı kitabı, 1946'da kurulan Basın Sendikası'nın kurucusu ve başkanı oluşu...(Sennur Sezer)- üzerine 1953 de yeniden Avrupa'ya gitti, birçok ülkeleri gezdi. 1953-63 yılları arasında İsveç ve Fransa'da yaşamak zorunda kaldı. Ankara Mahpusu romanını Fransızca'ya çevirdi. Roman ilgiyle karşılandı. Almanca, Rusça ve Bulgarca'ya da çevrildi. On yıl süren bu "sürgünlük" döneminde, yabancı dillere çevrilen eserleri büyük ilgi topladıysa da, Türkiye'de adından hiç söz edilmedi. 1963 te Türkiye'ye dönünce, 1934-1953 yılları arasında yurt dışında çıkan, bazıları yabancı dillere de çevrilen romanlarını yayımladı, romanlarının basımıyla uğraştı. 12 Mart fırtınası içinde göz altına alınışında 1970'de kurulan 'Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucularından oluşu rol oynar, İstanbul Kültür Sarayı yangını (1970) yüzünden Nevzat Üstün'le birlikte suçlanışı da bu nedenlere bağlıdır. Fransızca yazdığı, Türkiye'ye döndükten sonra kendi eliyle senaryolaştırdığı "Fosforlu Cevriye" romanının sinemada kazandığı başarıyı gördükten sonra, 1972'de İstanbul'da öldü. Suat Derviş'in eserleri üzerindeki sessizlik hala sürüyor. Kitap olarak basılan, yabancı dillere de çevrilen yapıtları dışında bir çok romanı gazetelerde tefrika halinde kalmıştır.

B. YAPITLARI:
____________________________________________________________________

Romanları: Kara Kitap (1920), Ne Bir Ses Ne Bir Nefes (1923), Hiçbiri (1923), Ahmet Ferdi 1923), Behire'nin Talipleri (1923), Fatma'nın Günahı (1924), Ben mi? (1924), Buhran Gecesi (1924), Gönül Gibi (1928), Emine (1931), Hiç (1939), Çılgın Gibi (1945), Fosforlu Cevriye (1968), Ankara Mahpusu (1968);

Tefrika Romanları (1932- 1940): Onları Ben Öldürdüm, Sen Benim Babam Değilsin, Olan Şeylerin Romanı, İstanbul'un Bir Gecesi, Aksaray'dan Bir Perihan (1997'de basıldı);

Öyküleri: Hepimiz Birbirimizin Örneğiyiz (1998);

Yazılar: Niçin Sovyet Rusya'ya Hayranım (1944).

C. KAYNAKÇA:
____________________________________________________________________

01. A. Ömer Türkeş, Aksaray'dan Bir Perihan, Pandora, Eski Kitaplar;
02. Alpay Kabacalı, Milliyet Sanat dergisi, 15 Temmuz 1977;
03. Asım Bezirci- Refika Taner, Seçme Romanlar, 1973;
04. Atilla Özkırımlı, Cumhuriyet, 24.07.1976'dan aktarma Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı, 1976; Oradan da Türk Edebiyatı Ansiklopedisi'ne)
05. Behçet Çelik, 60 yıl Önce Politika ve Sanat , Virgül dergisi, Haziran 1998, (Yazıda değinilen kitap(lar): Yeni Edebiyat-Sosyalist Gerçekçilik Yazıda değinilen yazar(lar): Suphi Nuri İleri, Rasih Nuri İleri, Abidin Dino, Reşat Fuat Baraner, Suat Derviş);
06. Behçet Çelik, Suat Derviş'in Romanları, Virgül dergisi, Ekim 2000, (Yazıda değinilen kitap(lar): Aksaray'dan Bir Perihan, Çılgın Gibi, Kara Kitap, Fosforlu Cevriye, Ankara Mahpusu.);
07. Behçet Necatigil, "Dünya Kadın Yılında Suat Derviş Üzerine Notlar". Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı 1976. İstanbul: Tekin Yayınevi, 1977. 593-609. (1976 Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı'nda Behçet Necatigil'in yazısı (Dünya Kadın Yılında Suat Derviş Üzerine Notlar);
08. Behçet Necatigil, Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü, 2. bas. 1979; Behçet Necatigil, Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü;
09. Çimen GÜNAY, Başını Eğmeyen Kadın: Suat Derviş, BİA Haber Merkezi, 09.04.2003 (Bu yazı, Haziran 2001'de Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü'nde tamamlanan "Toplumcu Gerçekçi Türk Edebiyatında Suat Derviş'in Yeri" başlıklı tezin giriş bölümü gözden geçirilerek hazırlanmıştır.)
10. Fatma Kethüdaoğlu, "Unutulan Kadın". İnsancıl 5 (Mart 1991): 15-16.
11. Fatmagül Berktay, "İki Söylem Arasında Bir Yazar: Suat Derviş". Defter 29 (Kış 1997): 89-100.
12. Gerçekler Postası, sayı 11-12, 1967;
13. İbrahim Tatarlı, "Ölümünün 10. Yıldönümünde Suat Derviş Üzerine Bir İnceleme".
14. İsmet Kür'ün Yarısı Roman'ı; Tarih ve Toplum dergisi Mayıs 1986 sayısında, Rasih Nuri İleri'nin ve Suat Derviş'in yazıları...
15. Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığı. İstanbul: Kardeşler Basımevi, 1983. 607-12.
16. Rasih Nuri İleri, "Suat Derviş-Saadet Baraner". Tarih ve Toplum 29 (Mayıs 1986):17-18.
17. Saliha Paker, ve Zehra Toska. "Yazan, Yazılan, Silinen ve Yeniden Yazılan Özne: Suat Derviş'in Kimlikleri". Toplumsal Tarih 39 (Mart 1997): 11-22
18. Sennur Sezer, Cumhuriyet Kitap, 13.07.2000/Radikal, 23.04.2004;
19. Suat Derviş, "Kara Kitap" İstanbul: Oğlak Yayıncılık, 1998.
20. Suat Derviş, "Ankara Mahpusu", İstanbul: May Yayınevi, 1968 baskısının sonunda yazarın yabancı dillere çevrilen romanları ile ilgili olarak "Dış Basında Suat Derviş" başlıklı bölümde Janine Bouissouneuse, Andre Wurınser, A. Andrien, M.Sment vb. yazıları ile yazarın yabancı dillere çevrilen kimi kitaplarının kapak fotoğrafları yer alıyor.);
21. Suphi Nuri İleri, Yeni Edebiyat- Sosyalist Gerçekçilik, 1998.;
22. Zehra Toska, "Suat Derviş Üstüne". Suat Derviş, Kara Kitap. 11-18.
23. Zihni T. Anadol , "Truva Atında İlk Akşam" adlı kitabı;
24. Zihni T. Anadol, "Suat Derviş İle Konuşmalar", Yazın 59 (Mart 1994): 16-17.
25. Zihni T. Anadol, May dergisi, Aralık 1968;

EDEBİYAT TARİHİMİZ'nden:
---------------------



(Atilla Özkırımlı, Suat Derviş'i romanımızın öncülerinden sayarken, Fosforlu Cevriye'yi odak olarak alır.)
_____________________________________________________

"Yaşadığı toplumun en alt kesimlerine yönelmiştir dikkati. Anlattığı insanı toplumsal koşullarından soyutlamaz. Bir Fosforlu Cevriye'nin de sevebileceğini, sevdiği uğruna ölümü göze alabileceğini anlatırken, kişisini yücelterek gerçekliği çarpıtmadığı gibi, cıvık bir duygululuğa da kaptırmaz kendini. Ne sanatın o yüce kanatlarıyla uçmak ister, ne duyguları sömürmenin kolaylığına sığınır. Gördüğünü kendi düşünce süzgecinden geçirdikten sonra göstermektir amacı, Gorki'yi anımsatır. Özellikle anlatımı açısından Orhan Kemal'i etkiler. Bir öncüdür. Halkı için yazmıştır. Denilebilir ki, popülist edebiyatın, toplumcu gerçekçi bir öz kazandırılmış ilk örneklerini vermiştir. Büyüklenmeden ama durmadan yazarak.Oysa ne zaman, ne de koşullar ondan yanadır.

Önce bir gazetecidir çünkü.Yazarlığı halkın mutluluğuna adamış,gerçek anlamıyla bir düşünce savaşçısıdır. Yaşadığı dönemde bir kadın olarak, bütün "ilk" leri gerçekleştirmek görevini yüklenmiştir. "Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci'dir.Refet Paşa'nın Ankara temsilcisi olarak İstanbul'a ilk gelişinde(1922) kendisiyle görüşmeyi yapan O'dur. "Bir günlük gazetede (İkdam, 1926) "ilk kez kadın sahifeleri hazırlayan ve sahife modasını çıkaran ilk gazeteci" yine O'ndan başkası değildir. Onu hayatın gerçekleriyle gazeteciliği yüzyüze getirir."Gazeteci olduktan sonra" yazmaya başlar. "Gerçekçi eserlerini" (Necatigil'e Mektubu'ndan). Ve gazetelerde yayımlar.

Popüler romana kayması bundandır, gerçekçiliği de toplumcu düşünceyi benimsemiş olmasından.Tefrikacılk romancılığını olumsuz yönde etkiler. Kuşkusuz 1940’tan sonra gelişen siyasal baskının yardımıyla. Toplumcu eyleme ucundan bulaşmış değildir ki bir kıyıya çekilip sanatsal amaçlara yönelsin.Tam ortasındadır tersine. Susturulamaz ama etkisizleştirilir. Birçokları gibi. Yine siyasal baskılar nedeniyle yurdundan uzaklaşmak zorunda kalınca unutturulması kolaylaşır.Döndüğünde boynuzlar kulağı geçmiştir.(Atilla Özkırımlı, Cumhuriyet, 24.07.1976'dan "Türk Edebiyatı Ansiklopedisi,cilt:2, s.367-368")

Çimen Günay, "Toplumcu Gerçekçi Türk Edebiyatında Suat Derviş'in Yeri" başlıklı tezinde Suat Derviş'in romanlarındaki epistemolojik ve ideolojik kırılmayı inceleyerek Marksist görüşlerin Derviş'in edebiyat anlayışında yarattığı dönüşümün izini sürüyor. Günay'a göre "Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarından Cumhuriyet coşkusunun sönmeye yüz tuttuğu bunalımlı yıllara kadar pek çok roman, öykü ve çeviriye imzasını atan Suat Derviş, Türk solunun feminizme bakışını tartışmak için önemli bir yazar." Günay'ın çalışmasının ilgi odağını, Suat Derviş'in romanlarının toplumcu gerçekçilik ve Marksist estetik arasında hangi noktada konumlandırılabileceği ve yazarın Marksist ve feminist bakış açıları arasında yaşadığı çelişki oluşturuyor (tez danışmanı: Dr. Süha Oğuzertem).

http://www.bilkent.edu.tr
 

196
0
0
Yorum Yaz