25 07 2011

Küçük Kurultay Sonuç Bildirgesi

Küçük Kurultay Sonuç Bildirgesi -26.12.2010 PDF Yazdır E-posta

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

 KÜÇÜK KURULTAYI

(26 Aralık 2010)

                                                      SONUÇ BİLDİRGESİ 

 

 

Kurultayımız, ülkemizin yaşamakta olduğu gelişmelere ilişkin aşağıdaki saptamaları, görüş ve önerileri tüm örgütümüz, üyelerimiz ve halkımıza açıklamayı örgütsel varlığının ve sorumluluğunun gereği saymıştır.

 

Genel Yönetim Kurulumuzca 24-25 Aralık 2010 günlerinde düzenlenen “Bağımsızlık ve Toplumsal Eşitlik İçin ULUSAL YÖNETİM” Sempozyumunun sonuç bildirgesiyle açıklanan değerlendirme, görüş ve önerileri benimsemiştir.

 

Türkiye, emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşı verilerek doğmuştur. Ülkemizin kuruluşu Batı ülkelerinin masalarında cetvelle değil, yurt savunması verilen savaş alanlarında elde edilen zaferle gerçekleşmiştir. Doğuşumuz, tarihsel belleğimizin sarsılmaz sabitidir;

 

Emperyalizme karşı bağımsızlığın kazanılmasında yol gösterici olan kurtuluş ve kuruluş felsefesi; onun yoğunlaşmış ifadesi olan Atatürk Devrim ve ilkeleri yeniden yönetsel ve iktisadi bağımsızlığın kazanılmasında çıkış yolunu göstermektedir. Bunun farkında olan emperyalistler ve işbirlikçileri, Türk ulusunun gönlünden silemedikleri Atatürk’ü ve ilkelerini “yeni”leştirime adı altında özünden saptırarak sunma gayretkeşliği içine girmiştir.

 

Bağımsızlık ve Atatürkçü Düşünce, bu nedenle en temel değerimizdir. Kurtuluş ve kuruluş felsefemizden kaynaklanan, Atatürk Devrim ve İlkelerini temel alan altı ok’un bütünlüğünü ve bir birini tamamlayıcı özelliğini göz ardı etmeyen bir anlayışla;

 

1-     Dün emperyalizm Sevr Antlaşması ile vatanımızı parçalamak istemişti bugün de ABD ve AB emperyalizmi yeni Sevr olan Büyük Orta Doğu Projesi (BOP)’la ülkemizin ve orta doğu ülkelerinin sınırlarını değiştirmeyi amaçlamaktadır. ABD ve AB emperyalizmi BOP’ projesini; dışarıda AB desteğiyle, içerde iktidar ve terör örgütü işbirliği içinde yürütmektedir. BOP’u reddediyor ve BOP dayatmalarına karşı çıkıyoruz.

 

2-     Cumhuriyetimizin temel kurumları; limanlarımız, yer altı yerüstü kaynaklarımız, madenlerimiz, topraklarımız, bankalarımız satılmış ulusal ekonomimiz çökertilmiştir. Bu çöküş terk edilen Devletçilik ilkesinin yerine uygulanan liberal ekonomi politikalarının sonucudur. “Liberal ekonomiyi savunmak devrime ihanettir.” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün, devletçi karma ekonomi politikalarının dünyanın karşı karşıya kaldığı ekonomik krizden çıkabilmesinin yolu olarak görülmesi ve uygulanması, Mustafa kemal ATATÜRK’ün bu çağın büyük önderi olduğunun göstergesidir.

 

3-     Hukuk, “çadırdan bozma mahkemelerde başka, Silivri’de başka” işlemektedir. Emperyalizme karşı bağımsızlığı, ulus devleti, cumhuriyeti savunan ve onurlu tavır sergileyenler hukuk dışı gerekçelerle yıllardır cezaevlerinde tutulmaktadır. Üstelik son anayasa değişiklikleri ile yargı siyasallaşmış, yargı bağımsızlığı bütünü ile yok edilmiştir. Oysa yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü çağdaş demokrasinin temel ilkesi olmalıdır. Hukukun üstünlüğünün yerini işbirlikçilerin hukukunun alması ve yurtseverlerin haksız yere cezaevlerine konması kabul edilemez.

 

4-     NATO’ya bağlanarak ABD ve AB emperyalizminin koruyucu kalkanı durumuna düşürülmüş olan ulusal savunmamız bugün de füze kalkanı vb. projelerle ülkemizi açık hedef  konumuna getirmekle daha da savunmasız bırakması kabul edilemez.

 

5-     İki dil, özel kolluk kuvvetleri, özel ordu nihayetinde özerklik ve hatta federasyon gibi bölücü dayatmalar ve bu dayatmalara karşı terörist başıyla pazarlıklar yapanların inandırıcı olmayan açıklamaları  kabul edilemez. 

6-     Ulusumuzu eşit yurttaşlar topluluğu olmaktan çıkarıp etnik, dinsel, mezhepsel farklılıklarına göre yeniden düzenleme çabalarını ortaçağa dönüş özlemlerini gerçekleştirme anlamına gelen girişimlerine karşı halkımızı uyarıyoruz.

 

7-     Son günlerde Mustafa Kemal ATATÜRK’ten aldığı görevi yerine getirmeye çalışan gençliğimizin karşısına siyasetin emrine girmiş rektörler çıkmakta, gençlerin “birincil vazifelerini” yapmaları engellenmeye çalışılmaktadır. Gençlerimizin karşı karşıya kaldığı bu durum üniversitelerimizin özerkliğini kaybettiğini, üniversitelerin siyasetin emrine girdiğini göstermektedir. Üniversite gençliğinin en masum demokratik hak arayışında dahi karşılaştığı saldırılar bunun en somut göstergesidir. Gençlerimizin Atatürk’ten aldıkları görevlerini yapmalarına, hak arama mücadelelerine hiç bir güç engel olamayacaktır.

 

8-     Ülkemizde yaşananlar en başta emekçiler olmak üzere küçük esnaf ve sanayicilerimizi, yoksul ve topraksız köylülerimizi, orta sınıfı, kısaca üretken halkımızın büyük çoğunluğunu ağır bir yıkıma sürüklemiştir. Bu durum Türkiye’nin Türkiye’den yönetilmemesinin sonucudur. Ülkemizin ve ulusumuzun daha fazla yıkıma sürüklenmemesi için gerekli olan Ulusal Yönetim anlayışını; yönetsel ve iktisadi bağımsızlığı gerçekleştirmek için yurtseverlerin Kemalizm’in yol göstericiliğinde birleşmeleri gerekmektedir.

 

Bu saptamalardan sonra yapılması gerekenlerin

 

1.      Önümüzdeki süreçte bağımsızlık ve toplumsal eşitlik mücadelesini daha bilinçli ve daha örgütlü sürdürmemizin gereği ortadadır.

 

2 .     Genel Merkez ve tüm şubeler çalışmalarını Genel Merkezce hazırlanan Çalışma Programı çerçevesinde, planlı ve programlı yürütmek zorundadır.

 

3.      Güçlü Genel Merkez Güçlü şubeler üzerinde, Güçlü şubeler de Güçlü Genel Merkez yönetiminde yükselir. Bunun yolu örgütsel, söylemsel ve eylemsel bütünlüğün daha da güçlendirilmesinden geçer. Bunun gereklerini en kısa sürede yerine getirecektir.

 

4.      Yurdumuzun her yöresinde ve toplumumuzun her kesimiyle mücadelede birlik ve dayanışmanın öncüsü olma sorumluğumuzun gereği yapılacaktır.

 

5.      Haziran 2011 de yapılması ön görülen genel seçimler, bu ağır koşulları toplumumuza dayatan gerici-bölücü- işbirlikçi faşizmden kurtulma fırsatı olarak değerlendirilecek, bu amaçla Cumhuriyetçi güçlerin en geniş birlik ve dayanışmasının sağlanmasına çaba gösterilecektir.

 

6      “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” biçimindeki yurttaşlık tanımından mutluluk duyulduğunu ifade eden “Ne mutlu Türküm diyene” şiarını etnikçi kutuplaşmanın malzemesi olarak kullanılmasını doğru bulmamakta ve reddetmekteyiz.  

 

KÜÇÜK KURULTAY SONUÇ BİLDİRİSİ

                                                    HAZIRLAMA KOMİSYONU

 

 Mahmut Çelik                                 Salih Ertürk  Tuzcu                                İbrahim Daş

 

3
0
0
Yorum Yaz