26 07 2011

Müge İplikci'nin Yaza özel kitapları

Vatan Kitap’ta Bir Gezinti: Yaza özel kitaplar Yaz geldi, geliyor derken temmuzu bulduk bile. Hâlâ çıkmadıysanız tatilinizde size iki kitap önermek istiyorum. Müge İplikci   Rehber kitap niteliğinde bir çalışması: “Ege ve Akdeniz’de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey”. Temmuz ayı için önerebileceğim bir diğer da kitap Doğan Kitap’tan çıkan yeni bir roman. İbrahim Altun’un “Üç Kırık Kalp”i... Akdoğan Özkan’ın “Türkiye’de Ölmeden Önce Yapmanız gereken 101 Şey”le başlayan serisi bu kez tuzlu sulara, o sulardan yayılan yer yer medeniyet yer yer doğal yaşam izlerine bizleri kavuşturuyor ve benim gibi nicedir Ege ve Akdeniz’i gizli saklı köşeleriyle özlemekte olan kullara inanılmaz hayal kapıları açıyor. Kitabın bir diğer başlığı “Çanakkale’den Anamur’a En Güzel Tatil Aktiviteleri.” Kitapta yer alan başlıklardan ve bu başlıkların ait olduğu mekânlardan birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum: Kazdağları’ndaysanız “Bir Tavus Kelebeği’nin Peşinde Koş!” diyor size Özkan. Kula Manisa için önerisi “Osmanlı’nın Pastel Tonlarıyla Tanışmanız.” Çanakkale’de “Troyalı Kadınların Gözyaşlarına Bak!”manızı, Demre Antalya’da “Noel Baba’nın İlk Hediyesini Gör”menizi, Beyşehir Konya’da “Göller Bölgesi’ndeki Ahşap Huzuru Hisset”menizi, Bergama-İzmir’de “Helenistik Sanatın Başyapıtlarını Gör”menizi istiyor sizlerden. Kekova’da Akar Boğazı’nı kanoyla geçmek mi istiyorsunuz yoksa Söğütcuması’nda Likyalı Opramaos’un yaylalarına mı çıkmak istiyorsunuz, canınız Kemer Musa Dağı’nda Korsan Kr... Devamı

26 07 2011

Müthiş Tuhaf Bir Kadın: Leyla Erbil

Vatan Kitap’ta Buket Uzuner’le Bir Gezinti: Müthiş Tuhaf Bir Kadın: Leyla Erbil Buket Uzuner    “Yaralı doğar bütün insanlar, anlaşılmak, sevilmek, sevecenlik dilenir bütün ömrünce...” Muhalif ve uyumsuz, eleştirel ve dili uzun, farklı ve cesur, özgün ve hayali geniş. Üstüne üstelik de kadın! Kısaca, zeki ve atak, ayrıca güzel bir kadın. Fakat dikkat, bu özellikler bir kadını tehlikeli yapmak için yeter de artar. (Kimler için tehlikeli?) İşte bu tehlikeli kadınlar eğer bir de yazmaya başlarlarsa, artık dünyanın en sıkı, etkileyici ve güzel edebiyat eserleri bizi bekliyor demektir. Leyla Erbil, böylesi müthiş kadın yazarlarımızdan biridir ve edebiyatımızın ışığı her daim çakan deniz fenerlerindendir. Eserleri üzerine birçok makale, tez ve deneme yazılan Leyla Erbil’i asıl işi edebiyat araştırmacılığı olanlara emanet ederken, bendeniz, onu ilk gençlik yıllarında okuyan ve eserlerinden etkilenmiş kadın yazarlardan biri olarak, olsa olsa naçizane bendeki izleriyle Leyla Erbil’den bahsedebilirim, onun da adı: “Tuhaf Bir Kadın”dır. Bilenler bilir, ben hayatta tek bir mucizeye inanırım, o da, genç yaşta iyi öğretmen veya müthiş yazar ve sanatçılara (sağlam deniz fenerine) rastlamaktır! Leyla Erbil, 2002 ve 2004 yıllarında Türkiye PEN Yazarlar Derneği tarafından Nobel’e aday gösterildiğinde, iyi okur olmayı yalnızca popüler edebiyatın peşinde koşmak sananları adamakıllı şaşırtmıştı. O zaten şaşırtmayı hep sever! Dille oynamak, dili yeniden kurmak, kendi gerçeğinin izini sürmek konusunda kıyasıya cesur olmak, bedelleri ödemede cömert kalmak... Elbette anladınız: Leyla Erbil bizzat ‘unutuş’a kafa tutan yazardır. Öyle ki, yıllar boyu biyografisi ‘hiçb... Devamı

25 07 2011

Terörü Sonlandırmak Siyasi İktidarın Görevidir

Terörü Sonlandırmak Siyasi İktidarın Görevidir.                                           Hükümeti Göreve Çağırıyoruz.   13 askerimizi şehit verdiğimiz PKK’nın Silvan saldırısı ile Kürt hareketinin sözde meclisi Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) özerklik ilanının aynı güne denk gelmesi tesadüf değildir. Türkiye’de bir iç savaş başlatılarak uluslar arası güçlerin olaya müdahil edilmesi ve bu yolla bağımsız bir Kürt devletinin kurulması amaçlanmaktadır. Kürt vatandaşlarımızın çoğunluğunun kanlı terör örgütünün arkasında olmadıkları da bilinmektedir.   BDT, olaydan sonra sorumluluğu terör örgütünden uzaklaştırmak için meclis araştırması istemiştir. Yine gazetelere yansıyan haberlere göre saldırı ile ilgili olarak Başbakanlığa sunulan raporda ( sunan taraf belli değil ) olayda askeri yönetim kademesinin ihmali gündeme getirilebilmekte, TSK’ da kendini savunmak zorunda bırakılmaktadır.  Sonunda ordu olayın suçlusu ilan edilirse şaşırmamak gerekir. Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi ordusuna bu kadar düşman bir başka yönetim bulmak mümkün değildir.   Olayın aslı şudur; artık basına da yansıdığı için gizliliği kalmayan İmralı- İktidar ilişkilerinden anlaşıldığına göre; aldığı vaatler karşılığı seçim sürecinde sessiz kalıp iktidara %50 oy kazandıran terör örgütü şimdi o vaatlerin yerine getirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. İstedi... Devamı

25 07 2011

GYK SONUÇ BİLDİRGESİ

GYK SONUÇ BİLDİRGESİ-29.12.2011 Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Yönetim Kurulu’ndan Saygın Kamuoyuna ve Örgütümüze   27 Aralık 2010 günü ADD Genel Merkezi’nde toplanan Genel Yönetim Kurulu (GYK), aşağıdaki kararlarını (on madde) kamuoyu ve örgütümüzle paylaşmaktadır : 1.     GYK, 24-25 Aralık 2010 günlerinde Ankara’da gerçekleştirilen “Bağımsızlık veToplumsal Eşitlik İçin ULUSAL YÖNETİM SEMPOZYUMU” nu değerlendirmiştir. Ülkemizin kritik bir kesitinde bilinçli bir zamanlama ile gündeme alınan 2 gün süreli yoğun bilimsel çalışma, örgütümüz ve kamuoyu tarafından içten bir ilgi ile izlenmiştir. Sempozyuma destek veren başta konuşmacılar, katılımcılara ve düzenlemede emeği geçen tüm kişi ve kurumlara açık teşekkürümüzü sunmayı görev sayıyoruz. Bu önemli Sempozyumun Sonuç Bildirisi, www.add.org.tradresli ADD Genel Merkezi web sitesinde yayınlanmıştır. Buna ek olarak, Sempozyumda dile getirilen görüş ve değerlendirmelerin olabildiğince yaygın biçimde kamuoyu ve örgütümüzce paylaşılması gereklidir. Genel Merkezimiz bu amaçla Sempozyum içeriğini kitaplaştırmayı, kaydedilen görüntüleri web sitemizden yayınlamayı, sayısal ortamda DVD kayıtlarını çoğaltmayı ve ilgili kişi ve kurumlara ulaştırmayı planlamaktadır. Yurtsever kişi ve kurumlarla saygın Örgütümüz, Sempozyum içeriğinin ülkemizde ivedilikle yaşama geçirilmesinin ülke ve halkımızın bölünme-parçalanma sürecini durdurma bağlamında yaşamsal öne... Devamı

25 07 2011

Sempozyum Sonuç Bildirgesi

Sempozyum Sonuç Bildirgesi-24-25.12.2010 ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ   Bağımsızlık ve Toplumsal Eşitlik İçin                                              ULUSAL YÖNETİM SEMPOZYUMU                                                          (24-25 Aralık 2010)                                                         SONUÇ BİLDİRGESİ   Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezince düzenlenen “Bağımsızlık ve Toplumsal Eşitlik İçin ULUSAL YÖNETİM” Sempozyumunun 2 gün boyunca gerçekleştirilen 6 oturumunda sunulan yazılı ve sözlü bildiriler sonucunda, oturum yöneticileri, konuşmacıları ve katılımcıları olarak aşağıdaki değerlendirme ve saptamalarımızı kamuoyuna duyururuz:   1. Dünyada ülkeler birbirlerine karşılıklı bağlıdırlar; bağımlı değil. Bağımlılık, bu bağlarda karşılıklı-denk olmayan hastalıklı bir durum olduğunu gösterir. Karşılıklı bağlar, b... Devamı

25 07 2011

Küçük Kurultay Sonuç Bildirgesi

Küçük Kurultay Sonuç Bildirgesi -26.12.2010 ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ  KÜÇÜK KURULTAYI (26 Aralık 2010)                                                       SONUÇ BİLDİRGESİ      Kurultayımız, ülkemizin yaşamakta olduğu gelişmelere ilişkin aşağıdaki saptamaları, görüş ve önerileri tüm örgütümüz, üyelerimiz ve halkımıza açıklamayı örgütsel varlığının ve sorumluluğunun gereği saymıştır.   Genel Yönetim Kurulumuzca 24-25 Aralık 2010 günlerinde düzenlenen “Bağımsızlık ve Toplumsal Eşitlik İçin ULUSAL YÖNETİM” Sempozyumunun sonuç bildirgesiyle açıklanan değerlendirme, görüş ve önerileri benimsemiştir.   Türkiye, emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşı verilerek doğmuştur. Ülkemizin kuruluşu Batı ülkelerinin masalarında cetvelle değil, yurt savunması verilen savaş alanlarında elde edilen zaferle gerçekleşmiştir. Doğuşumuz, tarihsel belleğimizin sarsılmaz sabitidir;   Emperyalizme karşı bağımsızlığın kazanılmasında yol gösterici olan kurtuluş ve kuruluş felsefesi; onun yoğunlaşmış ifadesi olan Atatürk Devrim ve ilkeleri yeniden yönetsel ve iktisadi bağımsızlığın kazanılmasında çıkış yolunu göstermektedir. Bunun farkında olan emperyalistler ve işbirlikçileri, Türk ulusunun gönlünd... Devamı

12 05 2011

[Ali Şahin] Röportajı

[Ali Şahin] Röportajı ” O kadar yabancı dil merakı aldı yürüdü ki yazarlarımızın cümle yapıları bile çeviri dile uygun bir hal aldı, sağ kulağı sol elle göstermeler mi dersiniz, şiirde anlaşılmaz bir dil..! Sanki şiiri şiir yapan bu?” ”Ben yeraltı ile ilgilenmiyorum ve de okumuyorum o tür şeyleri… Ben, hâlâ Nazımları, Ahmet Arifleri Enver Gökçeleri, Hasan Hüseyinleri okuyorum arkadaş!…”   Selamlar, Ali ŞAHİN… Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim… Emekli bir edebiyat öğretmeni, Kastamonu âşığı bir eğitimci olduğunuzu ben biliyorum… Okurlarımızın sizi tanıması açısından kısa bir özgeçmiş alabilir miyiz? Selamlar, sana ve okurlarına… 1952 yılının Şubat ayında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi Yazıhamit köyünde doğmuşum. Köyde ilkokul, ilçede ortaokul; sonra ilçede lise olmadığından girdiğim öğretmenokulu sınavlarını kazanarak Çorum Erkek İlköğretmen okuluna başladım. 1969-70 döneminde mezun oldum. Girdiğim Bursa Eğitim Enstitüsü sınavlarını- aldığım bir ceza yüzünden daha doğrusu- kazanamayınca yine Kastamonu Tosya Gökçeöz köyünde İlkokul öğretmenliğine başladım, 4 yıl sonra Taşköprü Kızılcaören Köyüne atandım. Bu arada Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü bitirerek aynı ilçenin Kız Meslek Lisesinde Türkçe/ Edebiyat öğretmenliğine başladım. Sonra  da Milli eğitimin çeşitli kademelerinde yöneticiliklerde bulunarak 2004 yılının Şubat ayında Tokat Pazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden 34 yıllık meslek yaşamımı noktalayarak emekliye ayrıldım.  Mesleki kısmı bö... Devamı

12 05 2011

GÜNLÜKTEN YAPRAKLAR / ALİ ŞAHİN / 02. 09. 2006

GÜNLÜKTEN YAPRAKLAR / ALİ ŞAHİN / 02. 09. 2006 ______________________________________________ EMEKLİNİN HASTANE GÜNLÜĞÜ BENDEKİ RIFAT ILGAZ / ANI ALİ ŞAHİN _______________________________________________ Anadolu'nun yüce bir dağıdır; Rıfat Ilgaz da Türkiyenin bir yüce ozanı, yazarı... Rıfat Ilgaz, 71 yaşına geldiğinde bile bu denli tehlikeli biri miydi? Silahların gölgesindeki Kenan Evren 'in, elinde kalem tutan birinden böylesine korkmasını anlamak olası değil...(Deniz Som, Cumhuriyet, 10.06.2001)" Şairi anmak için Kastamonu'ya gelenleri makamına davet etmiştir dönemin valisi, "Bu binaya en son 1982'de gelmiştim... 12 Eylül yönetimi babamı gözaltına almıştı ve nerede olduğunu bilmiyorduk... Dönemin valisinden yardım istemiştim... O da bilmiyordu... Babamı mezbahada bulmuştuk; ciğerlerinden hastaydı... Sonra tutuklu olarak sanatoryuma kaldırmışlardı; kapıda iki, yatağının başında iki silahlı asker bekliyordu..." diye anılarını tazeliyor oğlu Aydın Ilgaz merdivenlerden çıkarken... 12 Eylül faşist cuntasının, sessiz sedasız geldiği ilçelerden biri olan Cide'de yaşayan Şair Rıfat Ilgaz'ın kapısı bir gece askerlerce çalınır. O sırada çalışma masasında Yıldız Karayel isimli romanını yazmakta olan Ilgaz, kalkıp kapıyı açınca karşısında bir yığın mavi berelinin ellerinde silahlarla dikildiğini görür. Bu 1981 yılının 29 Mayıs gecesidir. "Rıfat Ilgaz'ın evi burası mı?" sorusundan sonra mavi bereliler hemen evin içine dalıp yalnız kitap ve gazete müsveddeleriyle dolu odalara dağılırlar. Biraz sonra keskin bir emir gelir; "Hazırlan albaya gideceğiz" (1) O günleri daha sonra şöyle anlatacaktır Şair Rıfat Ilgaz, "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı yapıtında: "Yıl 1981, Mayısın 28´i... Belk... Devamı

12 05 2011

BATI KARADENİZ SAHİLLERİNDEN / GEZİ

BATI KARADENİZ SAHİLLERİNDEN / GEZİ Ali ŞAHİN ______________________________________________ 22 Temmuz/ 03 Ağustos 2005 Sahillerde Şenlikler Birbirini Kovalıyor... 22 Temmuz/ 03 Ağustos 2005 Sahillerde Şenlikler Birbirini Kovalıyor "Deniz havasıyla orman havası harman olmuş/ Nikah kıymış yeşille mavi, Çatalzeytin doğmuş" diyor Tahsin ŞENTÜRK bu küçük sahil ilçesi için. İster Sinop- Ayancık- Türkeli istikametinde, ister Kastamonu istikametinden girin ilçeye sizi gazinolar karşılıyor sağ yanında caddenin.... Taşköprü'den bir kez daha yola çıkıyoruz. Bu yıl leyleği havada gördük. Cide festivalinden sonra bu kez de Kastamonu'nun Karadeniz sahillerinin en doğusuna Çatalzeytin'e gideceğiz. 15-17 Temmuzda "33. Bozkurt Yakaören (İlişi) Kültür ve Deniz Şenlikleri'nde Lerzan MUTLU ile coşan Karadeniz sahilleri bu kez, 29'ncusu gerçekleştirilecek olan Çatalzeytin Ginolu Gümüş Balık Festivali'yle şenleniyor. 22 Temmuz Cuma günü saat 14.30'da Atatürk Anıtına çelenk koyma ile başlıyor. Bugün ilçede Pazar da kuruluyor, sabahtan çıkıyoruz yola... Kastamonu'ya girmeden İnebolu yoluna dönüyoruz, Gelin Dağı'nda yapıyoruz sabah kahvaltımızı. Çatalzeytin'e 10 kilometre kala yolun hemen sağında bir anıt ve onu çevreleyen yapı topluluğu ile karşılaşınca şaşırıyor, inip inceliyoruz. Güneş ışınları tersten vurduğu için fotoğraf almayı dönüşe bırakıyoruz. 5 gün sürecek festival 26 Temmuz Salı günü sona erecek. Festival çerçevesinde ilk gece havai fişek eşliğinde Abidin, Firdevs, Eser ve Tuğba Özerk konseri ile açılıyor festival, İkinci günü saat 10.00'da işadamlarıyla toplantıdan sonra Ginolu'da yüzme yarışmaları, Ginolu koylarına ge... Devamı

12 05 2011

GÜNLÜK DEĞİNMELER (KANDEMİR KONDUK OLMASAK DA "ONA BUNA DOKUNDUK

GÜNLÜK DEĞİNMELER (KANDEMİR KONDUK OLMASAK DA "ONA BUNA DOKUNDUK...") / GÜNLÜK'ten ALİ ŞAHİN ______________________________________________ 2005-08-12 Can Yücel şenliği iptal Can Yücel'in eşi Güler Yücel "Kimsenin burnu bile kanasın istemem" diyor. "Ailenin kararına saygı gösterilmeli" dese de Vecdi Sayar bu karardan memnun değil. 20 Ağustos'ta başlayacak 6. Can Şenliği, Yücel ailesinin güvenlik endişesi nedeniyle iptal edildi. Şenliğin sanat yönetmeni Vecdi Sayar, iptal kararını uygun bulmasalar da kabullendiklerini söyledi İSTANBUL - Bu yıl altıncısı düzenlenecek olan Can Yücel Şenliği, Yücel ailesinin güvenlik endişesi nedeniyle iptal edildi. Yeni Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu etkinliğin güvenliğini düzenleme komitesine veriyor. Can Yücel'in ailesi de bu tür bir sorumluluğu alamayacaklarını ifade ederek etkinliğin ertelenmesine karar verdi. Datça Belediyesi, maddi olanaksızlıklar nedeniyle bu yıl şenliği düzenleyemeyeceğini açıklamış, daha sonra başka sponsorlar bulunarak şenliğe devam kararı alınmıştı. Belediyenin şenlikten desteğini çektiğini hatırlatan Can Yücel'in eşi Güler Yücel, "Şenliğin düzenlenmesi için izin alınabiliyor ama yeni yasaya göre güvenlik sorumluluğu, etkinliği düzenleyen komiteye veriliyor. Biz de bu güvenliği sağlayamayacağımızı bildiğimizden dolayı etkinliği bu yıl erteliyoruz" dedi. 'Ortam uygun değil' Türkiye'nin bugünlerde yaşamış olduğu gerginlikten dolayı tedirgin olduğunu ve bu tür bir sorumluluğu kesinlikle almak istemediğini belirten Güler Yücel, "Ben kimsenin burnunun bile kanamasını istemem" diyor. Datça Belediyesinin kendilerini yalnız bıraktığını da belirten Yücel, beş yıldır g&uum... Devamı

12 05 2011

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TAŞKÖPRÜ'DE YEREL BASIN

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TAŞKÖPRÜ'DE YEREL BASIN ALİ ŞAHİN ____________________________________________________________ TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete.Tek Sayı / 30 Ağustos 1950. İlk sayısından sonra çıkmamıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Şem'i DALAY; Mücadele Matbaası. Kastamonu. İlçenin ilk gazetesi. Başlık altında: "Halkın Dili, Hakkın Dili" Çarşamba günleri çıkar siyasi gazete olduğu yazılıdır.28x41 ebadında, fiyatı 5 kuruş. ___________________________________________________________ TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete. (6 Mart 1959- 22 Nisan 1960) Sahibi ve Mesul Müdürü: Ergin TÜFEKÇİ; Doğrusöz Matbaası. Kastamonu. Çarşamba günleri çıkar. 28x41 ebadında, 4 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 5 kuruş. ___________________________________________________________ TAŞKÖPRÜ'DE UYANIŞ: (5 Mart 1969- 5 Mayıs 1969) Sahibi: TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) adına; A. Cahit ARIKAN, Yazı İşleri Müdürü: Zeynel YURTSEVEN. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir. K. ATATÜRK" yazısı bulunmaktadır. 41x57 ebadında, 6 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş. ___________________________________________________________ GÖKIRMAK: Haftalık gazete. (13 Mart 1970- ../.. 1974).Sahibi: Mahmut ESKİ, Ziya SEZEN(Kısa bir süre sonra ayrılmıştır); Mesul Müdürü: Halit TERZİOĞLU. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Haftalık Siyasi ve kültürel gazete" yazısı bulunmaktadır. 35x50 ebadında, 5 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş. ___________________________________________________________ TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü:... Devamı

12 05 2011

SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN

SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN Ali ŞAHİN ____________________________________________________________ "Gölgesi --Suat Derviş'e-- Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını;/ Bir kere eğemedim bu kadının başını./ Kaç kere sürükledi gururumu ölüme/ Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme./ Cevapları o kadar heyecansız ki onun/ Kaç kere iman ettim, hiçliğine ruhunun/ Kaç kere hissettim ki, yine bu gece gibi,/ Güzelliğin önünde dolup, çarpmadı kalbi./ Ne mehtabın aksine yelken açan bir sandal,/ Ne de ayaklarında kırılan ince bir dal/ Onun taştan kalbini sevdaya koşturmuyor./ Bir çiçeğin önünde bir dakika durmuyor...// Dönüyoruz yine biz bir uzun gezintiden/ Gönlümün elemini döküyorken ona ben./ O bana kendisini gülerek, naklediyor/ Bilseniz mavi boncuk nasıl yaraştı diyor./ Ya bu kadın delidir, yahut ben çıldırmışım/ Ben ki, bir çok kereler kırılmışım, kırmışım/ Ömrümde duymamıştım böyle derin bir acı;/ Birden onun yüzüne haykırmak ihtiyacı/ Alev, alev tutuştu yangın gibi,/ Bir dakika kendimin olamadım sahibi/ Hiç olmazsa hıncımı böyle alırım dedim,/ Yola mağrur uzanan gölgesini çiğnedim." (Nazım Hikmet) A. YAŞAMI VE SANATI: ____________________________________________________________________ Romancı (İstanbul 1905- İstanbul 23.07. 1972). Asıl adı Saadet Baraner olan Suat Derviş, Tıp profesörü Dr. İsmail Derviş'in kızı, Reşat Fuat Baraner'in eşidir. Yalnız yazdıkları ile değil, yaşamıyla da ilgi çekici bir yazar olan Suat Derviş özel öğrenim gördü. Osmanlı aristokrasisine mensup bir ailenin kızı olarak, yabancı mürebbiyelerden ana dili gibi Fransızca öğrenmiş, Türkçe'sini geliştirmek için özel hocalardan ders almıştı. Bir ara İstanbul... Devamı

12 05 2011

AlsahBlog/ HAKKINDA NELER DEDİLER?

HAKKINDA NELER DEDİLER? ____________________________________________________________________ Ad,Soyad: f.suhendan E-mail:suhendancan@yahoo.com Web Adresi: http:// Mesaj: sevdiğim ,değer verdiğim kişiyle sizlere gönülden bağlandım,herkoşulda,ortamda sizleri tanırken ,Kastamonu başlıklı,yada tanıtıcı siteler arasındaki yolculukta çağdaş sesleri duymak kulaklarımın pasını sildi.bağrınızda sakladıgınız kahramanlıklara gölge düşüren yansımalar ardımda bırakıp sizlere burada ulaşmanın,soluklanmanın keyfini yaşadım.Nazım hikmette,Rıfat ILgazda dinlendim,kentinizin damak zevkinde meraklandım,en kısa zamanda yakınen adım adım tanımak dileğim.Çalışmalarınızda başarılar dilerim.esen kalın. Ad,Soyad: nurşen görşen E-mail: nursengorsen@hotmail.com Web Adresi: http://www.gorseldil.egitimi.com Mesaj: emekliliğinizi ne üretken değerlendirmişsiniz müdürüm.(günlük bilgilerinize dayalı varsayım) çok yönlü, duyarlı, renkli kişiliğinizle yarattığınız sitenizi saatlerdir okuyorum, bitiremedim.. kültür-edebiyat kaynaklarını, yorum ve günlüklerinizi, yörenizin sanatsal etkinliklerini, izlenimlerinizi net'e taşıyıp, paylaşıma açmanız ne iyi olmuş; taşköprü'ye , cide'ye kadar gitmiş, etkinlikleri sizin gözünüzle izleyebilmiş oldum. ayrıca bir çok konuda bilgilendim. emeklerinize, yüreğinize sağlık. teşekkür ederim. izninizle sitemde bazı sayfalarınıza link vereceğim. saygılar. Ad,Soyad: Esma Ulutepe E-mail: wew_37@hotmail.com Web Adresi:http:// Mesaj: Merhaba.. Bir taşköprülü olarak sitenizi çok begendim.. Yalnız siteye Taşköprülerin tanışıp iletişim kurabilecegi bir FORUM bölümü eklerseniz çok iyi olur..Örnegin boyabatlıların sitelerinde FORUM köşeleri var hatta bende bir tanesine meraktan üye oldum..görd&u... Devamı

12 05 2011

HALK OZANLARIMIZ, HALK TÜRKÜLERİMİZ VE İHSAN OZANOĞLU

HALK OZANLARIMIZ, HALK TÜRKÜLERİMİZ VE İHSAN OZANOĞLU Ali ŞAHİN ______________________________________________ Halk Ozanı... Aşık... Abdal Musa Sultan, Aşık Ali İzzet, Aşık Daimi, Aşık Hüseyin Çırakman, Aşık İhsani, Aşık Mahzuni Şerif, Aşık Ömer, Aşık Sümmani, Aşık Şenlik, Aşık Veysel Şatıroğlu, Aşık Zamani, Bayburtlu Zihni, Dadaloğlu, Davut Sulari, Dertli, Ercişli Emrah, Erzurumlu Emrah, Eşrefoğlu Rumi, Feyzullah Çınar, Gevheri, Hilmi Şahballı, Karacaoğlan, Kaygusuz Abdal, Kazak Abdal, Köroğlu, Kul Ahmet, Mesleki, Mirati, Muharrem Ertaş, Muhlis Akarsu, Murat Çobanoğlu, Nesimi Çimen, Neşet Ertaş, Ozan Şahturna, Pir Sultan Abdal, Ruhsati, Seyrani, Şah Hatayi, Şemsi Yastıman, Şeref Taşlıova, Talibi Coşkun, Teslim Abdal, Tokatlı Gedayi, Yunus Emre, Zaralı Halil, Zileli Ceyhuni... ve daha niceleri... Bir de Kastamonulu Halk Ozanımız İhsan OZANOĞLU... Adını duyup bir Kastamonu Destanı olduğunu işitiyordum ama açıkçası yazılı bir kaynakla karşılaşmamıştım. Şöyle bir kolaçan etmek istedim Ansiklopedi ve şair yazar sözlüklerini. Rastlayamadım. Bu arada il il Türkiyeyi tanıtan Yurt Ansiklopedisinin Kastamonu ile ilgili fasikülleri geldi usuma. 1983'lerde çıkarken ilimizle ilgili iki fasikülü alıp kendim bir araya getirip bir de kapak yapmıştım: Açtım baktım orda biraz değinilmiş, ozanımıza: "İhsan Ozanoğlu (1907-1981): İlkokuldan sonra Darülhilafe Medresesi'nde okumuş, dışardan sınav vererek İstanbul Öğretmen Okulu'nu bitirmiştir. Uzun yıllar öğretmen olarak görev yaptıktan sonra, Kastamonu Kütüphanesi Müdürlüğü'ne atanmıştır. Fransızca, Arapça, Ermenice öğrenmiş, Süryani ve Hint dilleriyle ilgilenmiştir. Türkçe^'nin Hakani, Çağatay ve Azeri lehçeleriyle de yazmış, bir ara Grekçe ve Latince'ye de i... Devamı

12 05 2011

A. Şahin'in Not Defteri

A. Şahin'in Not Defteri 2/17/2006 - Notlar... Değinmeler 3 Ali ŞAHİN ______________________________________________ 2005-08-11 Anlatan Anlatana Ama... Bisim basına hiç mi hiç akıl- sır erdiremedim gitti. Gerçi erdirebilen de yok ama... Hergün herkes birşeyler anlatır durur, hele biraz da medyatikse tamam, dokunma keyfine gitsin! Bizim Cideli İhtiyar Rıfat Ilgaz'ı kim ne etsin,değil mi? Hele bir de mimli ise... Cide Festivalinde Ünlü Şairimiz anıldı, ben de önemli noktalara değinildiğini sandığım bir konuşmanın uzunca çözümü ile izlenimlerimi karaladım, biraz da mürekkep yalamış bir izleyici olarak. Radikal'de istedim ki Rıfat Hocayı analım; ama bir aydır ne bir ses, ne bir nefes... Sağlık olsun, ne diyelim!... Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası / Radikal Puanı: 1515) 2005-08-09 Bir Şairi Anmak.... Can Yücel'in ölümünden beri her yıl Datça'da düzenlenen '6. Can Şenliği'nin gerçekleşecek olması sevindirici. Sanata edebiyata bir yaşam vermiş şiirimizin ustalarının hele de bir festival çerçevesinde, büyük katılımlarla anılması daha da güzel. Yapılıyor, yapılmıyor diye papatya falı bakılırken gelinen nokta umut verici ülkemiz, edebiyatımız, şiirimiz açısından. Biz de bir başka yöredeydik temmuzun ilk haftasında: Şair Rıfat Ilgaz’ın: Martıların düşürdüğü tohumdan/ Filizlendiğine inandığım kasabamız/ Yosun kokardı evleri/ Çarşıları midye kokardı/ Çekirdeği çölden gelen mescidin/ Boy attığına şaşardım/ Bu deniz yüklü havada/ Nedense gelişemedi bir türlü/ En şirin yerine dikilen/ İrili ufaklı mezar taşları, dediği kasabada, Cide'deydik. Sınıfın ozanıyım mimli,/ Hababam Sınıfı'nın yazarıyım ünlü, diye kendini tanıtan mimli şair ve ünlü yazarımız, Koca Çın... Devamı

12 05 2011

A. Şahin'in Not Defteri

A. Şahin'in Not Defteri 2/17/2006 - Notlar... Değinmeler 2 Ali ŞAHİN ______________________________________________ Edebiyat tarihi ondan sorulurdu İSTANBUL - Türkiye'de edebiyat tarihi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden olan 'Türk Edebiyatı Tarihi' ansiklopedisinin yazarı Atilla Özkırımlı, önceki gün öldü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tedavi gören ve solunum yetmezliğinden ölen Özkırımlı 63 yaşındaydı. Özkırımlı'nın cenazesi, bugün Yedikule Camii'nde (Kürkçüoğlu Hacı Hüseyin Ağa Camii) ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından, Kozlu Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Özkırımlı'nın 'Türk Edebiyatı Tarihi' ansiklopedisinin yanı sıra 'Dil ve Anlatım', 'En Güzel Türk Hikâyeleri 1-2-3', 'Öykülerde Romanlarda Yaşamak', 'Gençlik ve Edebiyat Hatıraları' gibi pek çok kitabı bulunuyor. Yazarın daha önce Cem Yayınevi'nden çıkan beş ciltlik temel eseri Türk Edebiyatı Tarihi, yenilenmiş iki cilt halinde kısa süre önce İnkılap Kitabevi'nden çıkmıştı. (Kültür Sanat, aa) Atilla Özkırımlı’dan Kalan Ahmet Haşim, 1974; Alevilik-Bektaşilik ve Edebiyatı , 1985; Dil ve Anlatım , 1994; Edebiyat İncelemeleri, Yazılar I, 1983; En Güzel Türk Hikayeleri 1, 1998; En Güzel Türk Hikayeleri 2, 1998; En Güzel Türk Hikayeleri 3, 1999; Hayatımıza Sevgisizliğe ve Yalnızlığa Dairdir, 1991; Mercimek Ahmet’in ”Kabusname’sinin; Sabahattin Ali ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun tüm eserlerinin baskıya hazırlanması); Nedim 1974; O Güzel İnsanlar, 1998; Öykülerle Romanlarda Yaşamak,1995; Romanların Dünyasında , 1994; Sabahattin Ali (Filiz Ali Laslo’yla birlikte,... Devamı

12 05 2011

MEHMET AYDIN / ANI

MEHMET AYDIN / ANI ALİ ŞAHİN ______________________________________________ 2006-05-20 Şair Mehmet Aydın... Adını ilk kez 1970'te bir ödül nedeniyle duymuştum. Ama asıl tanımam Gazi'deki öğrencilik yıllarımda oldu. Benim için o bir öğretmendi Gazi Eğitim Enstitüsü'nde bıçak sırtında öğrencilik yıllarımızda... Yıl 1975-78. Yılda bir buçuk ay giderdik, Beşevler'den Gazi'ye; dönem zor bir dönemdi, Her katın, her dersliğin bir "reis"i vardı. Benim bir şansım da bizim sınıfın "reis"inin Çorum İlköğretmen Okulu'ndan bir sınıf altımızdan olması oldu. Abi dediği bana kardeşlik yaptı o dönemlerde... Yoksa bizim gibi düşünenlerin, bir de örgütlü öğretmenlerin oralarda barınması oldukça zordu. Gün geçmiyor ki küçüklü büyüklü bir olay baş göstermesin. Üç yıl içinde ben ve arkadaşlarım Gazi kantinine girip bir çay bile içememiştik. Rahat bırakmaz, dirlik vermezlerdi; kuşatma altında bazı günler okulda yakalamışlarsa bir yerlerde bir törenlere, bir protestoya götürürlerdi. O gün oradan kaçmaya kalksan yakalanırsan okul yaşamının sonu olurdu en azından. Sınıfa biri girer önden "dergi" dedikleri(!) bir şeyleri dağıtır, biri de ardından gelir toplardı paralarını; birileri de kapıda nöbette... "Almamak mümkün mü sevip de seni!..." 1976 Yazı bir anımı hiç unutmam. ilk derslerden birinde öğretmenin biri yoklama yapıyor: "Bekir Koçak...", "Mahmut Türkkan..." dedi Hoca... "Burada" dediler.. hem var-yok çetelesi hem tanışma... Biri Yozgat, biri Nevşehir- Ürgüp dedi. O an aklıma o sıralarda örgütlü öğretmenin savaşımını anlatan "Güneşin Katli&quo... Devamı

12 05 2011

RIFAT ILGAZ SICAKLIĞI / İZLENİM

RIFAT ILGAZ SICAKLIĞI / İZLENİM BARIŞ CANOĞUL ______________________________________________ "Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Hababam Sınıfı, şiirleri ve soyadıyla kentimizi yazın tarihine, sonsuzluğa taşıyan" Koca Çınar, bu kez de yüzü aşkın, kültür-sanat, bilim ve yazın adamını kentimize taşıdı, hem de 13. ölüm yıldönümüne denk düşen bir haftada: "Yüzyıl'ımı dörde böldüm/ Her bölümü bir mevsim,/ Biri kaldı, üçü gitti.../ Yaz'ı gitti, Güz'ü gitti,/ Karlı tipili Kış'ı gitti, /Yemyeşil bir Bahar kaldı." Diyen, en güzel baharında terk etmek durumunda kaldığı, "çok severim" dediği Kastamonu'sunda elini elimize değdirdi ve bizi bu güzel ilkbahar gününde yaz güneşi gibi ısıttı. Boşa gitmedi sıcaklığın usta, bak bütün dostların burada... Kente hakim bu güzel tepede güzel insan Bahri Gökçebay, evini açtı yurdun dört bir yanından gelen dostlarına, bu güzel insanlara. "Dünya'da evim olmadı ama bakın bir sokağım var!" demiştin gülerek adın bir sokağa verildiğinde, artık, adına düzenlenen bir öykü ve şiir ödülün, bir parkın, bir kültür merkezin, ve doğduğun yerde, sarı yazmalılar diyarında da bir "Sarı Yazma, Kültür-Sanat Festivali"n yanında bir de sempozyumun var. *** Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksekokulu ve Çınar Yayınları'nın ortaklaşa düzenlediği üç gün süren Rıfat Ilgaz Sempozyumu, MYO Konferans Salonu'nda yapıldı. Sempozyumun açılış törenine Vali Mustafa Kara, Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu, Milletvekili Mehmet Yıldırım, İl Emniyet Müdürü Durmuş Demirbaş, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Aydemir Tunç, siyasi pa... Devamı

12 05 2011

CUMOK KASTAMONU KONFERANSI İZLENİMLERİ

CUMOK KASTAMONU KONFERANSI İZLENİMLERİ ALİ ŞAHİN ______________________________________________ "...İnsan olan vatanını satar mı Beyler bu vatana nasıl kıydınız?.." Nâzım Hikmet "Sen Gelmezsen Bir Eksiğiz" sloganı ile çağrısı yapılan Kastamonu CUMOK'UN 3. etkinliği Mustafa Yıldırım'ın konuşmacı olduğu "Büyük İşgal Planı ve Savaşım" konferansı A.Ü. Kastamonu Meslek Yüksek Okulu Konferans Salonu'nda yapıldı, 07 Nisan 2006 Cuma günü saat 14.30- 18.00 arasında. Konferansın açış konuşmasını yapan Kastamonu SSK Hastanesi eski Başhekimlerinden Ahmet Zafer Ergün, "Cumhuriyet gazetesinin iki kırmızı çizgisi bulunduğunu; Bunlardan ''Birincisinin ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumak, ikincisinin ise büyük Atatürk' ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti'ni devam ettirmek." olduğunu vurgulayarak, Mustafa Yıldırım'ı tanıttı kısaca. Denizli'nin Selcan köyünde doğmuş 1948'de.ODTÜ Elektrik Mühendisliği'ni (1971) bitirdikten sonra SEKA ve TEK'nda ayrıca çeşitli kurum ve kuruluşlarda uzman araştırma mühendisi ve yönetici olarak çalışmış, EMO'nın çeşitli komisyonlarında ve İstanbul Şubesi yönetim kurulunda görev almış, Türkiye Ulusal Enerji Sistemi ile ilgili makaleler yayınlayarak ulusal elektrik programının yok edilmesine karşı savaşım vermiş. "Ulusal tarihin dışardan desteklenen gri propaganda çerçevesinde çarpıtılmasına karşı, yerinde araştırmalarla Bağımsızlık Savaşı'nın halk direnişini konu alan belgesel öyküler" yazmış. Ortadoğu'nun yeniden işgaline karşı bir uyanış sağlamak için 1918 işgal saldırısının son dönemini ve Ortadoğu tarihini araştırmış, konusunda bir ilk olan "58 Gün- Mustafa Kem... Devamı

12 05 2011

GÜNLÜKTEN YAPRAKLAR

GÜNLÜKTEN YAPRAKLAR ALİ ŞAHİN ____________________________________________________________ RIFAT ILGAZ VE CİDE'Sİ Cide ve Rıfat Ilgaz... ikisini hep merak etmişimdir. Ama çeşitli sosyo-ekonomik nedenler elimi kolumu bağladı; ikincisi ile birincisinden önce tanıştırdı kader. Nerde? Bana kalsa Rıfat Ilgaz Ilgaz'la da görüşmem mümkün olmayacakmış; bereket devlet baba katkıda bulundu, özel araçları ile O'nu Cide'den alıp Kastamonu'ya bizi de Taşköprü'den alıp Kastamonu'ya götürdü de pek lüks beş yıldızlı bir otel olmasa da Kantar Palas'ta görüştürdü, kısıtlı da olsa. Buna sebep elbette ekonomik bağımlılık: çünkü kendi araçlarıyla bizi oraya taşıdığı için Onun izin verdiği oranda ya da kaçamak bakışlarla görüşebiliyorduk göz bağlarımızı araladığı ya da bizim gizliden gizliye merak ederek aralayabildiğimiz oranda. Cide'ye gelince.. Taşköprü Nire, Cide Nireydi benim için.. Zar zor edindiğim kötü Murat 131 ile Kastamonu'da şube müdürlüğü yaparken biraz kafa dinlemek istedik de çoluk çocuk öyle görebildik Cide'yi 1998 festivalinde.. Bu yıl 11. si olduğuna göre demek ki biz 3. süne teşrif etmişiz. Ilgaz'ın 5. ölüm yıldönümünde yapılan 3. festivale. Konuşmasında oğlu Aydın Ilgaz da babasının burada bir festival düzenlemesini çok istediğini "Babam sağken, Sarı yazma festivali düzenlenmesini istemişti. Festivalin Cide'nin ekonomisine ve gelişimine katkıda bulunacağına inanıyordu." Diye belirtti. O zaman traktör sürücülüğü deneyimimle Cide'nin o daracık yollarını korka korka kaç saatte kat ettiğimi şimdi tam anımsayamıyorum. Ama bir şeyi çok iyi hatırlıyorum: Böylesine b... Devamı

12 05 2011

Elmanın Yarısı

Elmanın Yarısı Elmanın Yarısı ---------------- Bir elmanın yarısı biz Yarısı bu koskoca dünya Bir elmanın yarısı biz Yarısı insanlarımız Bir elmanın yarısı sen Yarısı ben İkimiz.... Nâzım Hikmet EDEBİYAT DÜNYASI/ ARALIK '05 SİTE İÇİNDEKİLER RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMU 10- 11 - 12 Mayıs 2006 KASTAMONU Türk Edebiyatı'nın Koca Çınarı Rıfat Ilgaz adına Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksek Okulu, Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi ve Çınar Yayınları'nın işbirliği ile Rıfat Ilgaz Sempozyumu düzenleniyor. 10- 11- 12 Mayıs 2006 tarihlerinde Kastamonu'da düzenlenecek sempozyumun amacı şöyle açıklanıyor: "Küreselleşme, Globalleşme söylemleri altında Yeni Dünya Düzeni dayatmaları ülkemizin yüzyıllık sorunu... devamı için TIKLAYINIZ 25. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE KASTAMONU GAZETESİ İHSAN OZANOĞLU ÖZEL SAYFASI Şehit Öğretmene Ağıt (*) / Cemal Türkmen _____________________________________________________ Karda kışta gitmek için işine Veda ettin yaranına eşine Yürüdün canını takıp dişine Uyan hocam uyan kalk da yola düş Dondurur insanı zalim karakış. Sen gidende köy yolları kış idi Yel vurdu da ciğerlerin üşüdü Çocuklara ders vermesi hoş idi Uyan hocam uyan yolunu gözler Yollara dökülmüş minicik gözler. Az ücretle çok vazife üstlendin Halkına güvendin,halka yaslandın Kar yüzüne vurdu vurdu ıslandın Uyan hocam uyan üşümez misin? Karanlığa ışık taşımaz mısın? Bu nasıl duygudur cana kıyası Memlekette tanıdıklar duyası Ne bir tören ne şehitlik payesi Uyan hocam uyan yollar da kış var Sen bize gereksin,sen de çok iş var. İlk kez değil karda... Devamı

26 03 2010

Bir sosyalist, Atatürk’ü nasıl anlatırdı acaba?

Bir sosyalist, Atatürk’ü nasıl anlatırdı acaba? Gönül SOYOĞUL - İzmir - 04 Mart 2010 Perşembe   Atatürk konusunda 68’lilerin de kafası karışıktı o yıllarda, biz 78’lilerin de… 18’li yaşlarımda, sempatizanı olduğum sol görüşün teorisyeni abilere/ablalara sorduğumu hatırlıyorum… Atatürk’ü nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce devrimci miydi? Solcu muydu? Bugünün siyasileri hakkındaki (Demirel, Ecevit mesela) “burjuvajinin savunucuları/proleterya düşmanları” gibi değerlendirmeler, Mustafa Kemal’i ne kadar bağlar? Gibi gibi onlarca soru yönelttiğimi biliyorum… Aldığım cevaplar, mealen şöyleydi: “Atatürk, bugünün politikacılardan kesinlikle farklıdır. Bir kere antiemperyalist oluşu, tam bağımsızlığı savunuşu ile farklıdır. Devletçilik gibi ilkeleri, sosyalizmden izler taşır. Laiklik kavramı ise muhafazakar sağdan çok uzaktır. Kadın erkek eşitliğine önem vermesi, statü farklılığını reddetmesi, politikalarının ırkçılıktan uzak oluşu, sömürgeciliği kabul etmemesi, hurafelere, şeyhlere/dervişlere karşı duruşu, onun ilerici yüzünü ortaya koyar. Ayrıca Kurtuluş Savaşı sırasında en büyük müttefiki, SSCB olmuştur. Bu ittifak, elbette siyasi konjonktür nedeniyledir ama Batı dünyasının aksine, o dönemde sosyalizmi inşa etmeye çalışan bir ülkeyle işbirliği gerçekten önemlidir. Diğer yanda, Mustafa Kemal solcu mudur? Hayır değildir. Çünkü onun ideolojisi sınıflar, sınıf çatışmaları üzerine kurulu değildir. Çizdiği ekonomik sisteminin özü kapitalizmdir ve işçi sınıfını esas almaz. Kaldı ki, Kurtuluş Savaşı’nda en büyük yardımı solculardan almasına rağmen, Cumhuriyeti kurduktan sonra, sola ‘solak&rsq... Devamı